Pazartesi, Temmuz 12

.

Tek olma isteğimin beni yiyip bitirdiği anlarda başıma gelen aklım kendini kullanıp vazgeçiremiyor beni bu bencillikten. Hayatımda duyduğum en doğru kurulmuş kelimelerden biri "ben"cil'lik. Sadece bana denmesini istediğim sevgi sözcüklerini, sadece bana gösterilsin istediğim sevgiyi düşününce aciz diye adlandırıyorum kendimi. Utanıyorum bir de ne gariptir ki.. İnsanlara ne söyleyebiliyorum, ne belli edebiliyorum. Bu kadar kendimcilken bir o kadar da sadece kendimi üzüyorum. Çocukluk yazılarımdan birini daha klavye yardımıyla hayata geçirirken bile ne yapıyorsun sen be adam diyorum. Konudan konuya atlama yeteneğimi bile sergileyemiyorum bu sefer ve susuyorum.

Cumartesi, Temmuz 10

öylebiryazasıgelmek

Ben artık seni düşünüyorum. İçimden içimden düşünüyorum. Seninle konuşmak yerine buraya yazıyorum. Günlerin zörtlüğünü buraya döküyorum ki sen farklı ol diğerlerinden. Boş umutları satırlara geçirmekten öteye gidebilmen için büyümeye başlamamın nimetlerinden yararlanıyorum. İçimde patlama tehlikene karşın, karşı kaldırımdan bakıyorum şimdilik sana. Seni izliyorum ama sen habersizsin. Seni dinliyorum fakat bilmeden yanlış kelimeler kaçırıyorsun ağzından. Sana sabırsızlanıyorum ama kuul takılıyorum umursamazmışçasına. Tırk tırk ses çıkıyor klavyeme tırnaklarım değdikçe ve gülümsüyorum. Günlük gibi yazasım geliyor buraya fakat ctrl artı A ikinci satıra geçmeden katlediyor yazılarımı. Kendim için yazmıyor gibi, o meşhur 70 milyon bana da uğramış gibi kasılıyor kelimelerim. 3. satıra geçtikten sonra rahatlıyorum. Okuduğum yazıların akışı geliyor aklıma. Zaman zaman benzetmeye çalışıp bunu yaptığım için kendimden utanıyorum. Bloglara başlarken yazmak istediğim konudan hiç zaman kaybetmeden sapıp içimden gelenleri bağdaştırmaya çalışıyorum ilk 3 satırla ama bir üsttekiyle bile alakayı kurmayı beceremiyorum. Eskinden yazarken rahatlardım, şimdi onu bile bilemiyorum. Büyüdüm galiba diyorum 3-4 aydır, sonra da saçmalama olum ne büyümesi diye dank ediyorum kendi kafama. Kelime aralarına boşluk koymak istemiyorum o kadar da uğraşmasın insanlar okumak için diye ama el alışkanlığı işte basıyorum yanlışlıkla o uzun tuşa.
İşte tam buraya geldiğimde yazıyı baştan okuyorum belki vay be yazmışım derim diye ama okuyup geçiyorum yine. Yazının sonunu nasıl bir saçmalıkla getirsem de dünya aleme yararlı olsam diye düşünüyorum fakat bu kadar konu mozaiğinin arasından seçemedimdi şimdi bir şey.
Hadi madem iyi geceler bana, biraz kitap okuyup rüyalar alemine gideyim. Bekleyenlerim daha çok oralarda ^^

Pazartesi, Mayıs 31

bilme.

Sana yazdığım satırlar annem billur sesinde dağılacak bundan sonra
Bilmeyeceksin sana olan sevgimin çeşidini
Bilmeyeceksin çünkü senin için dost gibi görmeye alışacak gözlerim seni,
Sevgimin çeşidini bilmemelisin çünkü o zaman susacaksın karşımda.
Ben sus pus kalacağım ve daha dostça bakmaya çalışacağım gözlerine
Belki dalga geçeceksin benimle belki de anlatmaya çalışacaksın zaten farkında olduğum şeyleri.
En iyisi,
Bilme sen sevgim nedir diye Sevgili..

Cuma, Nisan 23

tav

Gir yavaş yavaş kanıma.
Kandır beni.
Varmışsın gibi yap.
Umutlanıyım ama biliyim gerçeği.
İstedim çünkü seni.
Masum değilsin, adisin belki.
Acaba'msın ama vazgeçemiyorum senden.
Son bi kere adilik yapma mutlu et beni.
Son raddedeyim ben kandırdım kendimi. *

uyku arası

Kaide değildim,
Ben de kendim oldum
Kendime kural koydum.

Orada bi melek gördüm
Korktumi kaçtım
Kendimi karanlığa gömdüm.

Gördüğüm her ışığın arkasından koştum
Hayat acımasızdı
Ben de insanlarla birlikte coştum

Herkesi seninle kıyasladım
Geçen onca aya rağmen
Uyudum uyandım ve
Yüssüzce ağladım

Koyamadığım kuralların içinde boğuldum
Kaide oldum fakat
İstisnalar kaideyi bozamadı.
Kaide sen olmasan belki
Herkes halime bakıp ağlardı.

Karaladığım satırımsın
Üstüne küçük bir silgi darbesini bile konduramadığım
Ama sen hep sandın
Sildim bittin gittin.
Gitmeye karar verdiğinde
Sen beni böldün 2ye aldın yarımı götürdün
Küçük bir kız oldum umursamadığn.

Külün hala külümün içinde
Kalbin elimde
Benliğin bende
Yapıcak bişey yok
Kendimi kandırabildğim söz aylardır
" Zaman tek çare "

kahvaltı tadında

Karalama bir hayat kalmış geride
Beyaz bir kağıt hayat
Ne olacak, kim kalacak ki beride ?
Bazen o beyaz kağıt taze, bazen bayat.


Karalayıp silebilsek keşke kağıdı
Karar verebilsek doğmaya ölmeye,
Gideceğimiz yer mi belli sanki ?
Bir bakmışsın hak kazanmışsın cennete,
. ya da layıksın demişler cehenneme..


Gözlerini ilk açışından sonsuz kapanışa kadar
Hayatı ıskalama, derin derin nefes al
Sen boşver derdi, tasayı gitsin sal
Hayattan tad al belki reçel, belki bal.


Sen ayak uydurma hayata bırak uğraşma
Mutluluk kendi gelsin, sen muhtaç kalma
Her kare pis, adi, karalama,
Dedik ya sana kafana takma
. Al pisi, adiyi, karayı en uzağa yolla..


Mutluluğu al, yanında kal
Hayattan tad al

' Belki reçel, belki bal ..


Güzel Paşa'ya

Acıların benimle
Sen içimde
Yüreğim ellerinde
Ellerinin çatlaklığı kaplıyor bedenimi
Nabzım atıyor gözlerinin içinde
Yanaklarım ıslak, kalbim sıkışık..

Sev hecelerimi
Yaz kaybettiğim ruhumun söylemek istediklerini

Al benliğimi
Koy kalbimi satır aralarına
O satırlarda anlamlandır beni
Acıma
Her yerde ol güzel gözlerinle
Satırlarım sen koksun hep,
Sen, ben kok..

Sen kokuyorum gene ben
Ve gene hatırlıyorum;
Sahil ve sen.

En tatlı maceramsın, yaşayamam
Anlaşılmaz parçamsın, koparamam
Hikayemsin, yazmaya doyamam.

Tebessümümsün,
Yüzümün çizgilerinden eksik olma..